Cumartesi Tatili Denklemi Yazdır E-posta
Eczacının Sesi
Pazar, 06 Eylül 2009 08:41


Eczacılık forumlarında sık sık gündeme gelen konulardan biri.

Özellikle yaz aylarında alevlenen bu tartışma ülkenin çoğu bölgesinde çözümsüz kalarak kışa sakinleşir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) saptadığı haftalık çalışma süresi 45 saattir. Türkiye Cumhuriyeti de yasalarında bunu öngörmüştür.

45 saati aşan çalışma yasalarda “fazla mesai” olarak değerlendirilir ve ayrıca ücretlendirmeye tabiidir.

 

 

Şimdi eczanelerimize bakalım:

İstanbul’da,  yazın 09:00-19:30; kışın 09:00-19:00 arası çalışıyor eczaneler. Yani yazın günde 10,5 saat; kışın ise 10 saat çalışılıyor. Ülkenin çoğu yerinde de bu saatler paraleldir diye düşünüyorum.

 

Haftalık olarak değerlendirilirse; yazın 63 saat, kışın 60 saat mesai yapılmakta.

 

İLO’nun değerlerinden yaz için 18 saat; kış için 15 saat fazla çalışılmakta.

 

Öncelikle personeliniz için ele alalım:

 

Her personelinizin kışın günde 2,5 saat; yazın günde 3 saat az çalışması ve iş kanununa göre bunun belgelenmesi gerek; yoksa kanun fazla mesai ücreti ödemenizi öngörür. Personelinizle aranızdaki ilişki bu zorunluluğu ortadan kaldırabilir; ancak yasal olarak bunu istemek onun hakkıdır; ve ileride herhangi bir konu ile ilgili olarak anlaşmazlığa düştüğünüzde, İş Mahkemesinde dava açarak sizden fazla mesai ücretlerini talep etme ve de çatır çatır alma hakkına sahiptir.

 

Ancak hiçbir meslektaşımın konuyu bu yönden ele aldığını sanmıyorum.

 

Bu konu kanımca mesleğimizin etiği açısından  çok önemli bir konudur.

 

“Ne alakası var etikle?” diye soracaksınız. Anlatayım.

 

Bu memlekette işyerinde yapılan her türlü hatadan “mesul müdürünün” sorumlu olduğu tek meslek bizim mesleğimiz.

 

Eczanenizde kalfanızın ya da çırağınızın yaptığı her türlü yanlıştan “mesul müdür” olarak siz sorumlusunuz. Bilginiz dışında gerçekleşebilir; en abartılı örneği yazıyorum; kalfanız sizden habersiz sahte küpür işine bile girse, adalet sizi sorumlu tutar. Sonuçta o küpürün yapıştığı reçeteyi siz kuruma fatura ediyor ve siz parasını tahsil ediyorsunuz.

 

Yasa yapıcı bunu böyle koymuştur. Konu sağlık olduğu için haksız da görülmemesi gerek kanımca; yasa bu anlayışa sahip olduğu için de Eczacının mesul müdürü olduğu eczaneden ayrılmasını son derece kısıtlayıcı hükümler kanun ve yönetmeliklerde yer almıştır. 24 saati aşan bir ayrılma sözkonusu olunca bölgenin Sağlık Müdürlüğüne bilgi vermeniz ve yerinize sorumlu göstermeniz gerekir.

 

Yasalara uygun şekilde çalışan ve mesleğini sorumluluğunu bilerek yapan hiçbir meslektaşım eczanesinin başından zorunlu olmadıkça ayrılmaz.

 

“Cumartesi tatili” isteyenler işte bu meslektaşlarım ve bir de, eczanesinde tek başına çalışan ve doğal olarak eczanesinden ayrılamayan kardeşlerimdir.

 

Diplomasını kiralamış; ya da eczanesini çok güvendiği kalfasına emanet etmiş eczacı, cumartesileri zaten uğramadığı eczanesinin neden kapalı olmasını istesin?

 

Birinciler zaten “kiralandıkları” için, o eczanede söz sahibi değildirler; patronları karar verir çalışma saatlerine.

 

İkinciler ise, personellerinin kendileri adına para kazandıklarını bildikleri için cumartesilerini kendi hayatlarına ayırabilirler; ve forumlarda “cumartesileri tatil olsun” diye çığlık atanları “münasebetsizler” diye değerlendirirler.

 

Durum böyle olunca “etik” konusuyla bu konunun ilgisi açıklanabilir.

 

Etik çalışan her arkadaşım; para hırsı gözünü bürümemiş; sağlık hizmeti verdiğini düşünen ve insanca yaşamak isteyen her meslektaşım cumartesi tatilini istemek durumundadır. Ve isterler de zaten.

 

Buna şiddetle karşı çıkanlar; yukarıda tanımladığım kişilerdir; ki biz onlara bu forumda genelde “eczaneci” diye hitap ediyoruz.

 

Bu nedenle Eczacının Sesi cumartesi tatilini ve insanca bir çalışma saati uygulamasını programına almak zorundadır.

 

Sitede yayınlanan programda bu konu atlanmış olabilir; bunu bir iki meslektaşım da dile getirdi; Can Usta da görmüş olsa gerek ki, son yazısında “Bilhassa yaz aylarının Cumartesi günleri tatili için yasal ve/veya uzlaşma yolunu denemeye de söz vererek eczacının insanca yaşaması için yapılabilecek her şeyi yapmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha açıklıyoruz.” ifadesini kullandı.

 

Bunun gerçekleşmesi için önerimi de açıklayayım bitirmeden önce:

 

Şu anda mesleğimizi yönlendiren yasalarda bu konu yok. Bölgeler kendi aralarında anlaşarak belirliyorlar bu konuyu. Örneğin, ilçemin bağlı olduğu odanın bulunduğu merkezde bunu uygulayamadılar; biz ilçemizde 10 yıldan fazladır uygulamaktayız.

 

Çünkü bölgeden tek bir kişi çıksa, “ben istemiyorum” dese, yürütmeyi durdurabiliyor.

 

Onun için de, bir “eczanecinin” bulunduğu bölgede bu konu çözümlenemiyor; Can Usta’nın yazdığı uzlaşma sağlanamıyor; bu yüzden bu işin çözümü yasal düzenlemedir.

 

Yasada yer alan bir çalışma saati sistemine hiçbir “Eczanecinin” de itirazı olamaz; aynı yasaya konulacak ağır cezalar gereken düzeni sağlar.

 

Çünkü başkasına ait nöbet saatinde satış yapmak; o kişinin hakkından yapılmış bir hırsızlıktır. Bu hırsızlığı odalarımız ne yazık ki engelleyemiyorlar; yapılan şikayetler de çoğunlukla sonuca varmıyor; yasaya konulacak caydırıcı cezalar ve devletin yaptırımı ancak nöbet düzenini sağlayabilir.


4 Kasım 1950 tarihinde imzalanan “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” şunları söyler: “Yaşam hakkı güvence altındadır... İnsana işkence edilemez, onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve köle gibi çalıştırılamaz... Herkesin savunma ve düşündüğünü açıklama hakkı vardır… Bu haklar; cins, soy, renk, din, dil, inanç ayrımı yapılmaksızın tanınmıştır...”

Eczacininsesi Sitesi Forumundan alıntıdır.

 

Eski duyurular içinde arama yapmak için konuyu yazıp " Sitede Duyuru Ara " butonuna basınız.

 

Ziyaretçi İstatistik

Şu anda 55 ziyaretçi çevrimiçi
mod_vvisit_counterBu Gün462
mod_vvisit_counterDün711
mod_vvisit_counterBu Hafta462
mod_vvisit_counterBu Ay8440